Dalyan

Dalyan kıyılarında tatli suyla tuzlu suyun karıştığı yerdeyiz. Biraz tarih biraz sakinlik… Dalyanda ekin kir bahcesinde kahvalti sonrasinda, (Ekin Kır Bahçesi servisi çok güzel ve güler yüzlü) tekneyle kaunos ve iztuzuna tekneyle hareket ettik. Karetalarla da karşılaştık 😊 iztuzunun uzun plajindan bir kac deniz kabuğu hatırasını da yanımıza almaya unutmadık… Ve tabiki deniz kabuklarının yanında kumsaldaki çöpleri de toplamayı ihmal etmedim…

Azmak

Doğanın hiç bıkmadan yılmadan kendini yenilemesi… Yolculuk sonrası kısa bir nefeslenme ve birşeyler atıştırmak için kendimizi ağaçlarla kaplı masanın altında serin suların çevrelediği bir restorana attık. Dünyanın kan damarları gibi bu akan sular… Yemyeşil dedikleri bu olsa gerek. Sohbet, balik ve ordek besleme ve huzur şeklinde özetlenebilir… Ve bu saatte şu an kimsecikler burada değil ☺️🙏🏼

Belen Kahvesi

Gündemin kalbi sızlatan başlıkları arasında biraz buruk koyulduk yola… Yoğun çalışma temposuna “kısa bir mola” mottosuyla ilk durağımız yolumuzun üzerindeki Belen Kahvesi oldu. Muğla Büyükşehir Belediyesine bağlı olan müze ve kafe’de anadolunun içinde gizli binlerce yaşanmış hikayeden birine tanıklık ettik. “Aman Ormancı Canım Ormancı”… Ormancı Türküsü’nün nasıl yazıldığını da bu vesile ile öğrenmş olduk. Kahvede çalışan gençlerin kibarlıkları ve köylü teyzelerin emekleri dikişleri, dağlardan topladıkları otları, yolumuzdaki armut ağacından daldan toplanan bal armut aklımda kalan bir kaç kare… Yeşil ile mavinin buluştuğu ve bu renkler arasında hikayelerini dinlemek için yeni yerler keşfetmeye yolumuza devam ediyoruz…

Eğitim Konuşmaları

Eğitim ile ilgili farklı uygulamalar, değişimler, dünyada ki gelişmeler ve Türkiye’de ki eğitimle ilgili sorunlar… Araştırmaları ve kimi zaman aldığınız eğitimlerin her bir başlık için yetersiz kalması büyük olasılık… Türkiye’nin her yerinden eğitimcilerin bir araya gelip tartıştığı ve deneyimlerini paylaştığı bir toplantı saatinden bahsetmek istiyorum. Twitter’da “@egtkonus Eğitim Konuşmaları” her hafta çarşamba günü belirlenen çeşitli başlıklarda saat 21.00’da buluşuyor. Belirlenen konuyla ilgili farklı uzmanlık alanlarındaki katılımcılar görüşlerini ve önerileri paylaşıyor. İlgili alanda sizde yorumlar yapabileceğiniz gibi, dinleyici olarak da izlemesi keyifli.. Görüşlerini beğendiğiniz ve kendi uygulamalarını anlatan eğitimcileri takip etme şansınız da var. Tüm bu içerikleri takip etmek için tek sahip olmanız gereken bir twitter hesabı ve çarşamba akşamı mobil veya bilgisayardan @egtkonus tweetlerini takip etmek. 18 Kasım’da “Kodlamanın Önemi” konuşulacak…

Sorularla Üniversite Tercihleri

Help-Uni-Course-ollyyEn güzel yaşlarınızda (hepimiz gibi)anılarınızı biriktirdiğiniz yerlerin okul, dershane ve diğer sınava hazırlık alanları dışında olmasını dilerdim. Gittiğiniz kampta, sporda, konserde biriktirmeniz gereken anıları ve oralardan edineceğiniz farklı alanlardaki genel kültürün büyük kısmını sağlama misyonunu üniversitelerimize yükledik. Kaybolan yıllar şeklinde şimdi bu sınav maratonu sonrasında “Nasıl bir Üniversite?” sorusu karşınızda. Çevrenizdekilerin “Ah aklım olsaydı, mühendis olurdum. öğretmen olurdum.” şeklindeki önerilerini bir kenara koyalım. Üzerine aile hayalleri ve annelerin “Kızım, yanımda okusan” önerilerini de aldık mı? Puanın bir önemi yok, oturduğunuz şehrin ilgili üniversitesinde memuriyet kadrosu açılması en olası bölüme gidiyorsunuz. Hayırlısı olsun.

Peki siz ne istiyorsunuz? Nelerde yeteneklisiniz? Neleri öğrenmeye isteklisiniz? Hayalleriniz neler? Puanınızdan bağımsız farklı bölümleri de düşünürseniz ne olmak istersiniz?

Size öğüt veren kişiler arasında, size benzeyen ve ben işimden çok memnunum diyenler var mı? Onlara sorun neden memnunlar? Hayallerini nasıl gerçekleştirmişler? (ki bunu sosyal medya kanalıyla takip ettiğiniz kişilere dahi sorabilirsiniz)

choosing-universitiesÜniversitelerde tercih yaparken sormanız gereken sorular;
Üniversitenin konumunun ve kültürünün size yakın olup olmadığını belirleyip eğer uyuştuğunuzu düşünüyorsanız;
Yabancı öğrenci oranları , (bölümlere göre),
Öğrencilerin değişim programlarıyla yurt dışında okuma olanakları/oranları, (Yurt dışında hangi üniversitelerle anlaşmaları var? bu üniversiteler başarılı mı?)
Çift ana dal/ yan dal programına katılma koşulları, (bir çok okulda bu programlar var ama not ortalaması ve koşulları sağlamak oldukça zor olabiliyor)
Bölüm değiştirme koşulları, (Yatay geçişle ilgili YÖK’ün belli standartları var, ancak ilgili üniversitelerin bölümlerinde de yatay geçiş için kontenjan olması ve çeşitli koşulların sağlanması gerekiyor)
Kulüpleri ve sosyal olanakları (sportif, sanatsal ve kültürel etkinliklere genel bakış yeteneklerinize göre özellikle ilgilendiğiniz bir alan varsa onu da sorabilirsiniz)
Öğretim kadrosu (Hepsinin profesör olması değil de, öğrenciler gözünde nasıl hocalar oldukları? Öğrencileriyle iletişimlerinin nasıl olduğu? Geçmiş deneyimleri..)
Üniversitenin uluslararası başarıları neler? (Seçim yaptığınız üniversite hangi alanda ilk 500 üniversite içerisinde yer alıyor? Verilen bilgiler gerçekten doğru bir kriter listesinden mi alınmış?)
Girişimcilik ve İnovasyon alanında neler yapıyorlar? Kendi öğrencilerini nasıl destekliyorlar?
Yeni öğrenme yöntemlerini kullanıyorlar mı?
Mezunların hayatta geldikleri noktalar konusunda ayrıca bir yazı paylaşacağım…

Hayallerinize adım atmanızda size destek olacak bir kurumda öğrenci olabilmeniz dileğiyle…
Merak ettiğiniz farklı sorularınız varsa yorum olarak bekliyorum.

Gönüllülüklerimiz ve Duyarlılıklarımız

Gündemimizi takip alanımız facebook haber kaynağında, feedler akıyor. Bir denizde ayak görüntüsü üzerinde yardım çağrısı, bir Sakız adasında değil de Miami’den size sesleniyorum selfiesi altında katliam fotoğrafları, deniz kum güneş laylaylom feed’i altında sende imzala çağrısı… Haber Kaynağımızı işgal eden bu ikilem içinde neye inanacağımız ve neye destek olmamız gerektiği karışıyor.. Yüzyıllardır süregelen sıkıntılar, paylaşımsızlıklar, kavgalar sanki daha önce hiç yokmuş gibi bugün, gün yüzüne mi çıkıyor? Paylaşmayı reddedemeyeceğimiz görselleri nereden buluyor bu haber kanalları? Gerçek ne?

“Neyin doğru neyin yanlış olduğunu bilmiyorsanız şu arkadaşları takip edin” demiş Melike Hocam. Dünyanın bir çok yerinde yaşanan insan hakkı ihlalleri ile ilgili olarak önerisi: http://www.hrw.org/ facebook sayfaları:  https://www.facebook.com/HumanRightsWatch

Unicef’in ülkelerle ilgili belli başlıklarda verdiği bir takım istatistikleri inceleyebilirsiniz; http://www.unicef.org/statistics/index_countrystats.html

Dünyada gündemde yer alan her başlık için “paylaşmak” kısmını biz biraz yanlış mı anlıyoruz acaba? 

Belki buraya da bir göz atarsınız; https://www.facebook.com/ActionAgainstHungerUK?pnref=story

Paylaşmak bir buton, gönüllülük para bağışı yapmak gibi algılanıyor. TUSEV‘in 2012 yılında yaptığı araştırma sonuçlarına göre gönüllülük;

“Kişilere “Gönüllülük” kavramı sorulduğunda oransal çoğunluğun ilk aklına gelen düşüncenin yardımlaşma olduğu görülmektedir (%41,5). Bu oranı istekli olarak çalışmak (%19,7) ve sosyal dayanışma (%12,2) takip etmektedir. Kişiler, gönüllülük kavramı içinde maddi yardım yapmayı gönüllülük olarak algılamaktadır (%68,4). ” Dünya Gönüllüler Gününde yayınlanan bülten içerisinde ise “Charities Aid Foundation tarafından yayınlanan Dünya Bağışçılık Endeksi 2014’e göre Türkiye gönüllü faaliyete katılma süresi açısından 135 ülke arasında 132’inci sırada yer alıyor. Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün 2012 verilerine göre Türkiye’de 618 vakfın toplam 1 milyon 7 bin 143 gönüllüsü bulunuyor. Sivil toplum kuruluşlarının (STK) yaklaşık yüzde 41’i 6 ila 20 gönüllü çalışandan oluşuyor. Yüzde 57’sinde ücretli çalışan bulunmayan STK’lar için gönüllülerin katkısı büyük önem taşıyor.” bilgisi yer alıyor.

Duyarlı olmak gönüllü olmak, harekete geçmeyi gerektiriyor. Bizden sonraki nesillerin “gönüllülük” kavramını içselleştirebilmeleri için, annelerinin yaptıkları kekleri kermeste satmanın ötesine geçmemiz gerektiği düşüncesindeyim.

Dünyada değiştirilmesi gereken bu kadar şey varken, kendinize göre bir dernek bulup belki haftanın bir gününü ayırsanız, gerçekten bir şeyler değişebilir. Maalesef paylaşmayı bir buton olarak gördüğümüz sürece farkındalığı sağlasak da, değişimi sağlamak mümkün olmayacaktır.

Hangi dernek doğru dernek? Önerilerinizi bekliyorum.

Bir yazının kaleme ilhamı: Üniversite Tercihleri ve Temel Bilimlere Dair

temel_bilimler_coverÜniversitelere girmek üzere YGS ve LYS maratonlarını bitiren gençler, büyüklerinin sözleri ve deneyimleri, Rehberlik öğretmenlerinin yönlendirmeleri ve kendi arzu ettikleri alanlarını karıştırıp 6 – 14 Temmuz 2015 tarihlerinde seçimlerini yapacaklar.

Temel bilimlerden kan kaybının en az olduğu düşünülen Matematik mezunu biriyim. Hangi bölümde okuyorsun? sorusunun cevabı hiç bir zaman yetmedi karşımdakine. Çıkınca ne olacaksın dediler. Genelde kafalarını karıştırma yöntemi kullandım. “Aktüerya ve risk analizi alanından dersler alıp ilerleyebilirim. Bir de yazılım ve istatistik opsiyonu var. son cümleye Öğretmen de olabilirim dediğim an. “Öğretmenlik iyidir, aferin kızım”‘ı duydum.

Üniversite’de Uluslararası İlişkiler okuyan öğrenciler diplomat olacağım diyordu ve koca sınıftan bir kişi bu süreci başlatırsa bölüm çok başarılı sayılıyordu. İşletme bölümde okuyanlardan yazılımcı,  Yazılım okuyandan satışçı, Mühendislik okuyandan işletmeci çıkıyordu…

nur-yerlitas-sevgilisi-cevapbizdenBir yerde bir yanlış vardı ve hala da var. Aslında bu kodlamalar yıllar önce başlayan, Meslek lisesi Memleket Meselesi projesiyle biraz olsun fark ettiğimiz bir önceliklendirme zorunluluğu hissiyatı. (http://www.mesleklisesimemleketmeselesi.com/ )

Lisede fenci misin? TMci mi? Iyyy sosyalciler. şeklinde ki ayrım değişti mi? Hayır. Meslek lisesinde okuyorsan ayrı sıkıntı.

Üniversitede ne okuyorsun? Doktor mu? Avukat mı? Mühendis mi?

Hikaye şöyle; çıktığında işin hazır olacak. Kpss’ye gireceksin devlet memuru olacaksın maaşın belli olacak. Ev kiralarken aradıkları “kefil” olabilecek insan olacaksın. Güvenli limanlarda akşam survivor ile öngörüleneceksin. Üzerine de bitmek bilmeyen dizilerin olacak. Yaratıcılığını kalbinin derinliklerinde, her gün öğrenme arzunu dolapların tozlu raflarındaki kitaplarda bırakacaksın.  Google sana tüm cevapları verecek. Ay ne güzel app yapmışlar diyip, gittiğin yerlerde selfie’de çekersen işte senden güzeli yok bu dünyada…

Marangoz olmak istemeyecek kimse, antropoloji okuyanlar yüksek lisansla farklı bir şey yapıp belki oradan bir şey olurum diyecek, ah Su Ürünleri Mühendisliği… Sen dünyanın bu alanda en iyi ve ilgili mühendisi olsan da, sınıftakiler ve toplum izin vermeyecek belki de ilerlemene… Çünkü aslında yüksek puandan düşük puana herkes kafasında yaptığı sıralamaya göre değerlendirecek seni…

Gençlerimizi zor bir süreç bekliyor… Belki de hiç kullanmayacakları bilgileri öğrenecekleri dört yıl ya da her anıyla dolu dolu yeni yetenekler edinecekleri, kendilerini keşfedecekleri ve çift diploma ile mezun olacakları bir dört yıl kim bilir…

Bir meslek seçimi değil bir hayat seçimi için size verilen süre 8 gün. Sadece fiziksel koşullarıyla değil, sizi dinleyen akademisyenleri ile, yeniliğe açık, katılımcı, girişimci, çoklu disiplinde eğitim veren, keşfetmenize olanak sağlayan ya da olanakları yoksa yaratmak için yol açabileceğiniz bir üniversitede, doğru bir sosyal çevre içinde her gün yeni bir şeyler öğrenerek geçireceğiniz yıllar olmasını temenni ederim.

Ve copy paste ödevlerin sonucu ortaya çıkan, copy paste yaşamlardan uzak…

Esin kaynağı yazı: https://medium.com/@scguven/t%C3%BCrkiye-de-temel-bilimlerin-%C3%A7%C3%B6k%C3%BC%C5%9F%C3%BC-bcc1adda62c2

Yazıya ulaşma sebebi yazı: https://www.mserdark.com/haftanin-ozeti-35/